YILAN HİKAYESİ
(Ey Resül’üm!)”Mü’min kadınlara da söyle,Gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar.Irzlarını zina yapmaktan korusunlar.Kadınlık ziynetlerini açığa çıkarmasınlar.Onların zaruri olarak açıkta kalan(yüz ve elleri)hariç,baş örtülerini göğüslerini üstüne kadar örtsünler.(indirsinler,yaysınlar.) “
İşte Nur Suresi’nin(24),ünlü 31.tesettür ayeti böyle diyor.Bu ayetin baş(saç)örtmeyi kastetmediğini söyleyen yorumcular da olmasına karşın,büyük bir çoğunluk başın da örtülmesi doğrultusunda görüş bildirmektedir.
Kur’an-ı Kerim’e inanan,Yüce Yaratıcı’nın kutsal sözleri olduğunu kabul eden her insan Müslüman kimliğiyle,O’nun buyruklarına titizlikle uymaya,hayatına uygulamaya azami özen gösterir,göstermelidir.Bu onun seçtiği,benimsediği yaşama tarzıdır.
Hayatını Kur’an-ı Kerim’in buyruklarına(ölçülerine/kriterlerine)göre düzenleyen her inançlı insan (Müslüman-kul)bu uygulamayı ne kadar içten,riyasız,ödünsüz yaparsa mükafatının (ecrinin) da o derece büyük olduğuna inanır.
Zaten gösteriş için,riyakarca yapılan ibadet insana yarar değil,zarar verir.Bunun sayısız örneklerini-iyi gözlemleyenler tarafından-her zaman görmek mümkündür.
İnancının bir parçası-ve gereği-olan örtünmeyi(tesettürü)de uygularken hiçbir hanımın bunu bir simge(hele siyasi simge)olarak kullanması bu mantık çerçevesinde mümkün değildir.Böle yapanlar varsa ya bazı siyasilerin etkisinde kalmıştır,onların malzemesi olmuştur,ya da yaptığının bilincinde değildir.Bu da onun ancak kişisel sorunu
olabilir.
olabilir.
Ama hayatlarını kendi-beşeri-kurallarına göre yaşayanlar için Kur’an-ı Kerim,illa sen benim kriterlerime göre yaşayacaksın demez.Her bireyin özgür iradesiyle davranmasını normal karşılar.Hatta “Dinde zorlama yoktur.”(Bakara(2),Ayet:255)ve”Sizin dininiz(inandığınız değerler sistemi) size,benim dinim banadır.”(Kafirun(109),Ayet:6)prensiplerini koyarak-belki de-gerçek laikliğin temellerini atmış olur.
İslam dini tektir.”Allah Katı’nda tek (geçerli)din(inanç sistemi)İslam’dır.”Al-i İmran(3),19. ayeti bunu kesin olarak ifade ve teyid etmektedir.Bu dinin peygamberi de Hz.Muhammed(AS)’dir.Ve bir alternatifi de yoktur.
Her önüne gelenin sınırlı aklına ve yeteneklerine göre ortaya koyduğu kurallarla oluşturmaya çalıştığı sistemlerin(dinlerin),peşinden gittiği yalancı(sahte)peygamberlerin Yaratıcı Katı’nda hiçbir değeri,önemi,saygınlığı yoktur.
Evrenleri 10-36 boyutundaki bir “ak nokta”dan(yani hiçten)yaratan (Big Bang teorisi)ve olağanüstü bir kudret ve erişilmez bir bilgelikle milyarlarca yıldır denge(adalet)içinde yöneten külli aklın(egolar egosunun)ortaya koyduğu evrensel,ölümsüz kozmik prensiplere dudak bükenlerin ne kadar akıllı(!) ve inançlı(!) oldukları izahtan varestedir.
Sırf önyargıların ve negatif düşüncenin tutsağı,egolarını ilah edinmiş İslam’ın zarafetinden ,derinliğinden,içtenliğinden,evrenselliğinden habersiz ,yüzeysel,dar ufuklu kafaların,tartışmasız ilahi bir buyruk olan tesettürü-yıllardan beri-başörtüsü mü,
türban mı kısır döngüsüne çekmelerinde,yılan hikayesine döndürmelerinde iyi niyet aramak
safdillik olur.
türban mı kısır döngüsüne çekmelerinde,yılan hikayesine döndürmelerinde iyi niyet aramak
safdillik olur.
Onlar şöyle düşünemiyorlar mı?Şehirde yaşayan,üstelik üniversiteye giden-ama inandığı değerleri de hayatına uygulamak isteyen-bir genç kızın,ya da çalışan bir
hanımın,Anadolu’da(kırsal kesimlerde)kullanılan başörtüsünden farklı olarak yaşadığı ortama daha uygun,estetik,zarif-ya da modern- çizgiler taşıyan türbanı yeğlemesinin ne sakıncası olabilir ki?
hanımın,Anadolu’da(kırsal kesimlerde)kullanılan başörtüsünden farklı olarak yaşadığı ortama daha uygun,estetik,zarif-ya da modern- çizgiler taşıyan türbanı yeğlemesinin ne sakıncası olabilir ki?
Tarihte hangi ulus-ya da devlet-hanım yurttaşlarının başlarını örtmesi-ya da örtmemesi,laik olup olmaması yüzünden yıkılmıştır?
Devletlerin yıkılmasında,tarih sahnesinden silinmesinde en büyük
sebepler adaletle yönetilmemesi,rüşvet,uyuşturucu,kumar,moral değerlerin zayıflaması/yiti-
rilmesi,her türlü ahlaki çözülmeler,çürümeler,ekonomik,siyasi,kültürel bağımlılıklar,yenilikle- re açık olmaması(bilime sanata gereken değeri vermemesi)…v.b.dir.
sebepler adaletle yönetilmemesi,rüşvet,uyuşturucu,kumar,moral değerlerin zayıflaması/yiti-
rilmesi,her türlü ahlaki çözülmeler,çürümeler,ekonomik,siyasi,kültürel bağımlılıklar,yenilikle- re açık olmaması(bilime sanata gereken değeri vermemesi)…v.b.dir.
Ülkemizin başında da bu tür sorunların olmadığını söyleyebilir miyiz?
Türkiyemiz’in gündeminde çözüm bekleyen bunca dev meseleler dururken gündemin bir türbanla oluşturulması/doldurulması tam da politik bir atraksiyondan başka bir şey değildir!
Velhasıl,mesele başörtüsü ve türban meselesi değil,anlamsız bir yanlış anlamanın/anlaşılmanın/yorumlamanın,önyargıların sürüklediği bir inatlaşmanın,yönetimin
el değiştirmekte oluşuna tahammülsüzlüğün,yüzeyselliğin,kısa düşüncenin dehşet verici bir bilgisizliğin toplumu germesi, kutuplaşmalara yol açması,bazı siyasilerin de ateşe körükle gitmesi sonunda binlerce genç insanın mağdur edilmesidir.
el değiştirmekte oluşuna tahammülsüzlüğün,yüzeyselliğin,kısa düşüncenin dehşet verici bir bilgisizliğin toplumu germesi, kutuplaşmalara yol açması,bazı siyasilerin de ateşe körükle gitmesi sonunda binlerce genç insanın mağdur edilmesidir.
(Son yapılan uygulamaların da kısa ve uzun vadede soruna çözüm getirmeyeceği daha çetrefilleştireceği inancındayız.İnşaallah yanılırız.)
Bu-büyük gösterilen ancak hiç de öyle olmayan-sorunun en kısa zamanda kesin bir çözüme ulaştırılması dilek ve umuduyla kalın sağlıcakla…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder