26 Şubat 2008 Salı

Hacc 18

Geliyoruz ey Resul aşkınla yana yana
Gözyaşı pınarından içerek kana kan,
Lokmamızı baldıran suyuna bana bana,
Geliyoruz ey Nebi nur saçan ocağına…

***

Hicret zamanlarüstü hidayet muştusudur,
Hicret Aşk(Gül) Ülkesi’ne ulaşan sonsuz yoldur.

***

Işık Şehr’in gönüle açık kapılarından
Geçtik silinmez izler O’nun bakışlarından…

***

Es-Selam kapısından akan seller içinde
Bir damla da biz olduk gül kokulu vadide…

***

Medine’de işin ne medeniyet kaçkını,
Nasıl haykıracaksın Peygamber’e aşkını?

Zamanların en zarif,medeni olanına
Seni karşı durduran nedir Allah aşkına…?
(solduran)
***

Yüzler,”elest bezmi”nden aşina kardeş yüzler,
Ruhuma huzur veren bakışlar,tebessümler…

***
Mekke’den,Medine’den neler getiriyorsun
-Alış-veriş tutkusu son bulsun ne olursun!-
Hacı,bavulun değil,yüreğin dolu olsun.
Ailene,eşine,dostuna,vatanına
Getireceğin hüzün,umut,aşk,inanç olsun.
Saplanan bir ışık ol karanlığın bağrına,
Allah’ın hoşnudluğu,Resül’ün şefaati
En büyük hediyedir getireceğin belki!(kuşkusuz ki!)
Hacc 17

Sizin için bir özlem olur (huzur)sonsuz mutluluk,
Sarar her yanınızı horluk,hakirlik,yokluk…
Bilinçsiz yaptığınız ölçüsüz davranışlar,
Sözüm ona ibadet sandığınız tavırlar
Sürükler sizi dipsiz,yankısız kanyonlara,
Sonu gelmez acılar,önlenmez utançlara…

***

Aşk’a aşık olmanın yüksektir faturası,
Safasından tatlıdır aşıkların cefası…

***

Bizim ünsiyetimiz pek derindir(eskidir) Mescid’le,
Aramızdaki sırrı paylaşmayız herkesle…(kimseyle…)

***

Soylu prensler saf tuttu bizlerin arasında,
Esrarlı ışıltılar gece bakışlarında…

***

VEDA SONESİ

Veda gözyaşlarıyla yanan ayak izleri,(parmak uçları)
Felekleri ürperten aşık iniltileri,(çığlıkları)
Aşk’ın ruhları allak-bullak eden gözleri,
Yüreğinde duyanlar kozmik titreşimleri (ürpertileri…)
(İliğinde)
(İhram’ı renkten renge sokan kalp atışları.)

Ayrılık hüzün verir,hüzün ki şah duygudur,
Ayrılık-çoğu zaman-kavuşmaktan iyidir.
Ayrılık aşk yolunun fetihsiz doruğudur,
Aşılmaz dorukları aşmak has yiğitliktir…

Veda ayrılık değil,kavuşmaktır aslında,
Sönmeyen bir yangındır aşıkların bağrında.
Ve dinmeyen bir sızı canın şah damarında.

Gözyaşı ırmağının kıyısında boy atan
Zakkumların özlemi hiçbir mevsim solmayan
Gül olarak derilmek veda sonbaharında (ayrılık mevsiminde)
Hacc 16

Harem’e çok gitmekle,birçok tavaf etmekle
(sefer dönmekle)
Her şeyin bittiğini sananlar kimlerdirler…?
Müslümanlık ölçülmez beşeri ölçülerle.
Döndürebiliyorsan sen Kabe’yi çevrende (içinde)
O zaman yüreğinden öpeyim seni gel de.
Önce Müslümanlığın ne olduğunu bil de
Sonra ileri,geri konuşmay(n)a bir son ver.
Onun ızdırabını duyanlar yüreğinde
Onu o halde görmek istemezler belki de…
Sebebini bilenler bunun nasıl söylerler
Nadanlar yanlış anlar,değerlendirir diye…
Can gözüyle bakanlar,can gözüyle görenler
Sonsuz bir ızdırabın hazzıyla sermesttirler…
Onlar Kabe’nin değil,onların çevresinde
Dönen odur olanca aşkıyla,coşkusuyla.
Bir dağın doruğunda,bir mağrada olsan da
Onu hissediyorsan olanca varlığınla (da)
Namazın namaz olur,ibadetin ibadet.
Yoksa sırf bir şekilden,gösterişten ibaret
Tatlı su müslümanı olursun kardeşçiğim!
(olur çıkarsın elbet!)
Hava olur döktüğün terlerin,tekbirlerin,
Kuru bir dala döner güllerin,nergislerin…

***

Görmek istiyorsanız bütün cepheleriyle
Hayatı dost olmanız gerekir her yönüyle
Mekke’nin,Medine’nin sonsuz caddeleriyle,
Paylaşmanız renkleri,kokuları,sesleri…
Akıllara durgunluk veren atmosferiyle
Serin gecelerini,ışıklı günlerini…
Ömrünüzün en büyük,en güç deneyimini
Geçirmenin verdiği bilgi birikimini
Kullanabilirseniz olumlu yönleriyle
-Bundan büyük bir okul var mıdır evrenlerde,
Bundan çetin bir sınav insan için ömründe…?-
Atabilirsiniz dev adımlar sonsuzluğa.
Yoksa su döversiniz hayat boyu havanda.
Attığınız her adım,aldığınız her soluk
Hiçbir işe yaramaz kalıverir havada.
Bir kadavradan beter olursunuz aslında!
Elleriniz kenetli olarak böğrünüzde
O Gün bir başınıza kalıverirsiniz de,
Ne el uzatan olur,ne bakan yüzünüze…
Hacc 15

Kısa akıllıların uzun,çatal dilleri,
Eğri büğrü sözleri,çipil çipil gözleri…

***

Yaptığı tavafların sayısıyla övünen
Müslümanın yüzü mü,yüreği mi görünen?

***

Kabe’ye varan yollar yüreklerden çıkarlar,
Okyanuslar ötesi beldelere varırlar.

***

Ben Kabe’yi görünce hüzünle doluyorum,
Onun yaşadıkları yüzünden yanıyorum.
(Ona yaşatılanlar)
***
Nerede o insanlar,şeytanı taşlayanlar,
Bazen görünen,bazen görünmeyen şeytanlar…

***
Heva ve heveslerin pervanesi olmaktan (1)
Çıkarak Sonsuz Nur’un pervanesi olmazsan,
Boşunadır koşturman,döne döne yorulman,
Ey müslüman kardeşim gün,gece,sabah,akşam…

***

O’nun kahrından,O’nun lütfuna koşa koşa,
İçindeki dipsiz,kör kuyular taşa taşa ,
Safa,Merve arası yolları(çağları) aşa aşa
Ölmezlik iksirini içenleri saran trans
Ekseni çevresinde dönüp duran türbülans…
Hayatın en önemli türbülansı içinde
Özgürlüğe koşturmak ufuklar ötesine
Ayrılık ateşinin yangınları içinde…

***
_________________________________
(1):Senai Demirci’nin bir benzetmesinden.(Zaman:9.1.2005)

23 Şubat 2008 Cumartesi

Hacc 14

Her adımda bin rahmet,her solukta bin hikmet,
Her bakışta bin ümit,her duruşta bin hayret!

***

Hayatım insanları incelemekle geçti,
Onlar hakkında kesin bilgim yok and olsun ki!

***

Ben böyle bir öksürük duymadım hayatımda,
Sanki adamın canı takılı(mış) kursağın(d)a.

***

En büyük şeytanların cirit attığı yerler,
Ciritlerden korunmak üstün maharet ister…

***

Görünüşe aldanma,mihnet içinde nimet,
Yokluk içinde varlık,zillet içinde izzet,
Zakkumları güllere çeviren büyük rahmet…

***
Mescid’e sözümüz yok,Mescid’i yaralayan
Hüznüne hüzün(acı) katan tatsız Müslümanlardan (!)…

***
Şeytana çıkan yollar ne kadar çetrefilli,
O yolları aşmanın pek büyüktür bedeli.(nimeti)
(ağırdır)
***

Her şey Müslümanlıkta,Müslümanlarda ne var?
Adalet,sevgi,barış,hoşgörü,yüksek ahlak…
-Rahmet okyanusunda bir tuzlu damla olsak…-
Bu kadar abur-cubur,kaba saba insanlar
Nasıl taşır bu yükü,gider nereye kadar?
Böyle Müslümanlar da (!)varmış demek ki,hayret!
Ne olur arkadaşlar,kardeşler biraz gayret…
Hacc 13

Sonsuz kollu ırmaklar akıyor okyanusa,
-Debiler üstü gümrah,gözyaşı ırmakları…-
Okyanus kabarıyor,nasıl kabarıyorsa
Uğultulu medlerle mor ufuklar boyunca
Uçsuz bucaksız çöller karanlık bastırınca…
Aydınlatan bakışlar zifir karanlıkları…

***

Arafat masivanın sona erdiği sınır,
Mavera iklimine anlam katan büyük sır…

***

Gece yarılarında Arafat’ın yüküyle
Yollara revan oluş,hedefte Müzdelife…

***
Müzdelife’den akan insan seli Mina’ya,
Şeytan’ın gözlerinin akını oya oya…

***

Büyük maraton sonu varılan şeytan ini,
Darmadağın edilen evi,barkı,düzeni…

***

Mutluyum,içimdeki putlar bir bir yıkıldı,
Arındım,içimdeki tüm gözeler patladı,
Kavruldum,bağrımdaki küller,közler harladı…
Bu gerçek mutluluğu o kadar iste(r)dim ki
Paylaşmak abus yüzlü mü’min kardeşlerimle,
Kendisiyle barışık olmayan nekeslerle…

***

Tünellerin ardından(ucundan) yükselen uğultular,
Kıyasıya savaşan melekler ve şeytanlar,
Karanlıklar içinden fışkıran gür ışıklar,
Işıkların bağrından savrulan pervaneler,
Deli divane olan sevenler,sevilenler…

***

Müslümanın ömründe en anlamlı yürüyüş,
Masivadan kurtuluş,maverada(ya) görünüş…(bürünüş…)
Hacc 12

Burası uyku yeri değil hacı kardeşim,
Hazır zaman durmuşken der/sen derebildiğin
Hiçbir mevsim solmayan gülleri bu gülşenden,
Hayatında en karlı işi yapmış olursun,
Bunun karşılığını fazlasıyla bulursun
Divan kurulduğunda Yüceler Yücesi’nden…

***

Aşkını diliyorum,yalnız Senin aşkını,
Ey Sevgili,hor görme bu garip aşığını.

***

Arafat paylaşılan,paylaşıldıkça artan
Bir sonsuz rahmettir ki,gül fışkırır her yandan…(topraktan.)

Arafat bilgeliğe,birliğe,kardeşliğe,
Olgunluğa,onura,insanlığa,kulluğa,
Barışa,mutluluğa,maveraya,saflığa,
Sevgiye,merhamete yolculuk hep birlikte…

***

Arafat yakarışın doruklaştığı anlar,
Kabul olunmaması olanaksız dualar…

Vakfe tevhid ruhunun coşuşu,şahlanışı,
Hutbenin dalga dalga yüzyılları sarışı,
Tepelerin,çöllerin,ruhların dağlanışı,
İçin için ürperen toprağın yarılışı,
Sonsuz gülün bir anda gonca gonca açışı…

***

Bugün en zelil günü kahrolası şeytanın,
Kıvranıyor altında iman kayalarının,

***

Sonsuzluk vadisinin debiler üstü nehri,
Sonsuzluk kapısında kurulan ışık şehri.(inanç kenti)
Hacc 11

Sen öyle bir nimete konmuşsun ki kardeşim,
Ne diye bu halinden şikayet etmektesin.

***

Ölümsüzlük yolunda kefenlere bürünmek,
Özgürlüğü,inancı,sonsuzluğu örtünmek…
Mavera iklimin(d)e ölmeden önce ölmek…(girmek…)

***

İhramı ömür boyu giyebiliyor musun,
Ömür boyu ölmeden ölebiliyor musun,
Riyasız,özgür bir”kul”gibi yaşıyor musun?

***

Dağlar,dağlar kuşatmış Kent’i dört bir yanından,
Nice büyük hikmetler saçılıyor bağrından…

***

Arafat sonsuzluğa usulca yaklaşıştır,
Arafat sonsuzluğun ötesine dalıştır…

***

Hayatının en güzel gecesini nerede
Geçirdin sorusuna,Arafat vadisinde
Geçirdim diyenlere “ne mutlu” demek gerek,
Bu bahtlar üstü bahta imrenmek,gıbta etmek.

***

“Hac Aarafat’tır.” Sözü boşuna söylenmemiş,
Arafat’ta bulunmak gerçekten yaman işmiş.

***

Arafat çember çember,halka halka yakarış,
Allah’a Peygamber’e soluk soluk yaklaşış,
Özgürlüğü,seviyi doymayasıya tadış…
Hacc 10

İçinde olmak değil Kabe’ye yakın olmak,
Nerede olursan ol,onu içinde duymak!

***

Bu kadar saygısızlık yapılır mı Kabe’ye,(Haram’a)
Onu kutsallaştırmak zarar verir yüreğe.(imana)

***

Dilenenler mi suçlu,dilendiren eller mi?
Veren el mi değerli,yoksa açılan el mi?

***

Kabe duvarlarını tırmalayanlara bak!,
Şirkin bataklığına hiç zor değil saplanmak!

***
Kavuşmaktan daha hoş sevgiliyi özlemek,
Sonsuzluk yollarında gözlerini gözlemek…

***

Peygamber’(l)e hemşehri olmak ne büyük onur,
Bunu hissetmeyecek tek bir müslüman yoktur.

***

Yurdumun kırgın,yılgın,umutlu insanları,
Buğulu bakışların aydınlık ufukları.(yarınları.)

***

İnsan,eşya arası kurulamayan denge,
Bilerek,bilmeyerek girenler renkten,renge.

***

Odaların olmazsa olmazları klimalar,
Canımıza okudu klimalar arkadaşlar!
Onlarsız da bir soluk alamıyor mekanlar…

16 Şubat 2008 Cumartesi

HACC 9

Hacc’ı bilmek,anlamak herkesin harcı değil,
Aşk’ın doruklarında dolaşmak oyun değil!

***

Ah,Müslüman kardeşim ne kadar sabırsızsın,
Haberin yok,gidiyor yarısı imanının!

***

Tavafın çetelesi tutulmaz mü’min kardeş,
Boşuna dönüyorsun içinde yoksa ateş!

***

Müslümanlar nadanlık,müsriflik yarışında,
Müslümanlık duruyor bunların karşısında.

***

Mekke’nin akıl almaz trafik keşmekeşinde
Hacı kardeş gözünü bir değil,bin aç hem de! (sen de!)

***

“Emanet”i taşımak için güç,kuvvet ister,
Onu taşıyamamış ne yeryüzü,ne gökler…

***

Oburluk illetine tutulmuş Müslümanlar(!),
Kolilerle taşınan meyvalar,meşrubatlar…

***

Nedir Allah’ım nedir bu insanların hali,
Yüce Rabb’im,bu mudur Peygamber’in ümmeti?

***

Ruhunun gıdasını eğer veremiyorsan,
Neye yarar mideni tıka basa doldurman?

***

Tebessümü unutan somurtkan Müslümanlar,
Zakkumları,güllere yeğleyen bahçevanlar!
HACC 8

Burada tek statü ver kulluk,sadece kulluk.
Kulluğun tek hedefi Aşk,özgürlük,mutluluk…

***

İsimler mühim değil burda herkes Muhammed…
Muhammed demek barış,kardeşlik,sevgi,emek.

Burda ne kadar kolay Allah’ı gücendirmek,
Ondan çok daha kolay O’nun gözüne girmek.

***

Kabe’nin safasını sürmenin bedeli var…
Baldan,hurmadan tatlı çileler,ızdıraplar…

Ey güzeller güzeli gam sana yakışmıyor,
Bak çevrende aşkınla milyonlar dört dönüyor…

Tavaf sonsuza kadar sürüyor,sürer elbet,
Tavafa katılanlar rahmetler üstü rahmet…

***
Alevler içindeyken gülşenlerde gezinmek,
Acılarla inlerken mutlu görünebilmek…,

***

Çileler acılarla engellenmezse eğer,
Belirlenen hedef ne anlam ifade eder…

***

Erkekler kadınları anlamaz sanılsa da,
Kadınlar birbirini anlamıyor aslında!

***

Sevgili’yi bir sefer görmek,sık sık görmekten
Çok yaşamayı sağlar Aşk’ı daha derinden…

Evet,en büyük aşkı tatmak için yürekten
Ayrılmamak gerekir O Nur’un çevresinden.
Durmadan dönmek daha hızlı galaksilerden…
HACC 7

Kardeşinin kalbini kıran,inciten mü’min,
Maskarası olmuşsun kör bir şekilciliğin.

Bir mü’min kardeşiy(n)le halleşmeden oturmak,
Müslümanlık bu mudur,konuşmamak, somurtmak!
Allah’ım mümkün müdür bu illetten kurtulmak…

***

Tüneller masivadan maveraya uzanış,
Tüneller zamanlara/mekanlara saçılış,(açılış-dağılış)
Tüneller gayyalardan doruklara sıçrayış…

***

Renkten renge girerken,bürünürken mor gökler
Renkten renge giriyor yüzler,gözler,yürekler…

***

Bahar ortasında kış,kış ortasında bahar,
Aşk’ın kor çiçekleri kar ortasında açar…

***

Yeryüzü resmi geçit yapıyor önümüzde,
Müslümanlar koşuyor sonsuzluk şeridinde…

***

Bir yanda Müslümanlık,bir yanda Müslümanlar,
Aralarında dağlar,dipsiz uçurumlar var…

***

Kabe’ye yakışmayan aykırı Müslümanlar,
Müslümanı yolundan kaydıran Müslümanlar…!

***

Nimet içinde külfet,külfet içinde nimet,
Kim külfetsiz bir nimet isterse ona hayret!

12 Şubat 2008 Salı

Hac İzlenimleri

HACC Mülahazaları(izlenimleri)


En güzel yolculuğun ilk basamaklarında
Tarifsiz parıltılar bakışlarda,ruhlarda.

Yalnız uçağın değil,ruhun kanatları da,
Süzülüyor umutla mavi sonsuzluklarda…

Başlayan fırtınalar gönül okyanusunda,
O sonsuz titreşimler tutuşan kanatlarda.
Değişen yörüngeler,rotalar atomlarda,
Korlaşan gözyaşları yürekten dualarda…

Temizliğin,saflığın simgesi ihramlarla
Mavera ikliminde alınan soluklarla,
Yürekler arınıyor tekbirler,tehlillerle.
Ömürler böyle geçsin ak günler,gecelerle…

***

Karınların doyması ne işe yarar canlar,
İnsan cesetten beter doyurulmazsa ruhlar.

***

Yaklaşan gümrah ırmak ateş okyanusuna,
Birleşen,birleştikçe coşkunlaşan kollarla…

***

Sonsuz basmaklarda sonsuz adım atanlar,
Sonsuzluk sancısıyla ürperen basamaklar,
Alçalan,alçaldıkça yükselen gül kanatlar,
Kanatlara renk,koku veren güçlü soluklar…

***

Cidde,Kızıldeniz’in incisi pırıl pırıl,
Burada her şey güzel,her şey silme ışıktır…


Her adım,her basamak çağlarüstü iklime
Doğru yol alan ruhun şahlanışı sevgiyle.

Her adım atışlarda,her soluk alışlarda
Olanlar ne yakın,iç,dış,uzak ufuklarda?

Nabızlar hızlanıyor Mekke’ye yaklaştıkça,
Ufuklar ışıldıyor yıldızlar sıklaştıkça…

***

Bu gözler böylesini görmedi,görmeyecek,
Onu gören gözlere ateş gülşenleşecek.(değemeyecek.)

***

Girdik,girdik yolların en güzel olanına,
Allah’ım,izin verme başka yola sapmaya.

***

Safa,merve arası yalın ayak koşturmak,
Annelik şefkatiyle çocuğa su aramak.
(Susayan insanlığı kaynağa ulaştırmak.)

Kabe’nin çevresinde dönenler mi Müslüman,
Kabe’nin çevresinde döndüğü mü Müslüman?

***
Işıl ışıl yüzlerde tertemiz tebessümler,
Yürekten dualarla değerlenen bahşişler…

***
Başımız üzerinde cıvıldaşan melekler,
O Nur’un çevresinde inleyen galaksiler,
Öteler ötesinden gülümseyen çehreler,
İliklere işleyen nota üstü besteler…

Sevgi okyanusunda sonsuz burgaçlanmalar…
Suyun dibine doğru çekici değil bunlar…
Bunlar,bunlar her şeyi göğe yükseltiyorlar…


Gecelerin içinde sonsuzluk ışıltısı,
Onurlu tutsakların bağımsızlık şarkısı

***

Kemiyet çok,keyfiyet hak getire a canlar,
Havanda su dövüyor herkesten Müslümanlar!

Tesettürsüz tesettür uygulayan bayanlar!
Oturması,kalkması,yürümesi yamuklar!
Gözyaşıyla yıkanan seccadeler,mermerler,
Sağnak sağnak indiren merhametler,rahmetler…

***

Aşıklar yoruldukça,yaşlandıkça gençleşir,
Bir yerde aşk olmazsa orda her şey güçleşir.

***

Farzların ötesine geçirilen sünnetler,
Her şeyi bildiğini sanan aklı evveller!

***

Karataş’tan yansıyan,püsküren ışıltılar,
Yürekleri dağlayan çığlıklar,hıçkırıklar….

***

İhramlara bürünmüş evrenlerin ecesi,
İnanç bulmacasının anahtar kelimesi.

Burada her şey güzel,en güzeli ağlamak,
Bu nimetlerden uzak kalanlara kahrolmak!(yalvarmak.)

***

Bir tarafta külfet var,öbür tarafta rahmet,
Külfet ne kadar çoksa yoğunlaşıyor rahmet.

***

Mekke’nin safasını sürenler sürsün canım,
Mekke’nin cefasının tadına varanların
Keyfine diyecek yok,anlayanlar anlasın!

Gelin,Mekke’ye gelin Mekke’de ”Mekki” olun,
Açılsın önünüzde yolları sonsuzluğun.

***

Zamanlar üstü mekan,mevsimler üstü mevsim,
(iklimler üstü iklim)
Ne kadar da lezzetli,olgunmuş meyvelerin.

Alınlardan,sırtlardan,yüreklerden süzülen
Terler daha değerli sıcakta(n) terlemekten…(hamamda)

***

Günah içinde sevap,sevap içinde günah,
Daha nemizi görsün,duysun Hz.Allah.

***

Paylaşmayı buradan her yana taşısalar,
Müslümanlar “Müslüman” olarak hep kalsalar.

***

Atmacalar mı korkar güvercinlerden,yoksa
Güvercinler mi gelir haklarından usulca…?


***

Çok şeyler yapıyoruz yalnız kendimiz için,
Neler yapabiliriz açlar,çıplaklar için…?

***

Alışkanlıklarından asla vaz geçemeyen
Tutsakların kim tutar(n)uyuşuk ellerinden…?!
(sararmış)
***

Hiç kimseden bir ödül,övgü beklemiyoruz,
Bin köyden de kovsalar doğruyu söylüyoruz.

***

Kendimde hiçbir zaman hiçbir şey vehmetmedim,
Ne geldi,ne gittiyse hepsini O’ndan bildim.

***

Kemikleri sızlıyor Osmanlı Kalesi’nin,
Ağzı kulaklarında çarpık yüzlü İblis’in!

***

Kasvet bulutlarını dağıtan aşk rüzgarı,
Huzur ufuklarına yelken açan uçarı!

***

Hasret içinde vuslat,gurbet içinde gurbet,
“Hal”den anlamayana hayretler üstü hayret!

***

Alınlardan yansıyan duygular,düşünceler,
Çirkinleşen güzeller,güzelleşen çirkinler!

***

Bu kadar bereketli topraklar verir ancak,
Sonsuz çiçekler açar fide ormanlaşarak…

***

Ağlamayı bilenler ne güzel ağlıyorlar,
Öte’de gülleşecek burada zakkumlaşanlar…
***

Gül kokan kayaların ardındaki büyük sır,
Hicret ufuk ötesi sonsuz bir atılıştır.
Kayaları çatlatan çınlayış,haykırıştır…

İnsanlık Ağacı’nın atılan tohumları,
Yerleri/zamanları saran dal-budakları.

Nereye baksam o yüz,nerede olsam o ses,
Arafat yaklaşıyor Mahşer’e nefes nefes…

***

Nur Dağı’ndan fışkıran Nur’dan gayrı ne ola,
Evren hala ürperir “İkra!”nın yankısıyla.

Vahyin soluklarıyla için için ürperen,
Hira’nın kimler anlar anlaşılmaz halinden?

***

Rahmet Dağı’na rahmet yağıyor aralıksız,
Dualar burada hiç kalır mı karşılıksız…

***

Kabe’ye yakın olmak,uzak olmak ne demek?
Can aşkla yanmıyorsa tavaflara ne gerek!

***

Haram içinde “kıble” gösteren can kardeşim,
Burada her yön kıble,ya sen nerelerdesin?

Dönün kardeşler dünün,şimdi zaman o zaman
Beden bir şey hissetmez baş dönmediği zaman.
(Yürek)

***

“İftarlık”hurmaları gönderen Allah’ıma,
Sonsuz şükürler olsun,olanca inancımla…

***

Dört ulustan(1) dört adam tuvalet kapısında,
Aynı buruk tebessüm kavruk dudaklarında,
Aynı anlamlı hüzün yorgun bakışlarında…
Olanca ihtişamı,olanca saflığıyla,
İslam geliyor İslam ağaran ufuklarda…
_____________________________
(1):Tacikistan,Hindistan,Sudan,Türkiye.

9 Şubat 2008 Cumartesi


YILAN HİKAYESİ
(Ey Resül’üm!)”Mü’min kadınlara da söyle,Gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar.Irzlarını zina yapmaktan korusunlar.Kadınlık ziynetlerini açığa çıkarmasınlar.Onların zaruri olarak açıkta kalan(yüz ve elleri)hariç,baş örtülerini göğüslerini üstüne kadar örtsünler.(indirsinler,yaysınlar.) “
İşte Nur Suresi’nin(24),ünlü 31.tesettür ayeti böyle diyor.Bu ayetin baş(saç)örtmeyi kastetmediğini söyleyen yorumcular da olmasına karşın,büyük bir çoğunluk başın da örtülmesi doğrultusunda görüş bildirmektedir.

Kur’an-ı Kerim’e inanan,Yüce Yaratıcı’nın kutsal sözleri olduğunu kabul eden her insan Müslüman kimliğiyle,O’nun buyruklarına titizlikle uymaya,hayatına uygulamaya azami özen gösterir,göstermelidir.Bu onun seçtiği,benimsediği yaşama tarzıdır.
Hayatını Kur’an-ı Kerim’in buyruklarına(ölçülerine/kriterlerine)göre düzenleyen her inançlı insan (Müslüman-kul)bu uygulamayı ne kadar içten,riyasız,ödünsüz yaparsa mükafatının (ecrinin) da o derece büyük olduğuna inanır.

Zaten gösteriş için,riyakarca yapılan ibadet insana yarar değil,zarar verir.Bunun sayısız örneklerini-iyi gözlemleyenler tarafından-her zaman görmek mümkündür.
İnancının bir parçası-ve gereği-olan örtünmeyi(tesettürü)de uygularken hiçbir hanımın bunu bir simge(hele siyasi simge)olarak kullanması bu mantık çerçevesinde mümkün değildir.Böle yapanlar varsa ya bazı siyasilerin etkisinde kalmıştır,onların malzemesi olmuştur,ya da yaptığının bilincinde değildir.Bu da onun ancak kişisel sorunu
olabilir.

Ama hayatlarını kendi-beşeri-kurallarına göre yaşayanlar için Kur’an-ı Kerim,illa sen benim kriterlerime göre yaşayacaksın demez.Her bireyin özgür iradesiyle davranmasını normal karşılar.Hatta “Dinde zorlama yoktur.”(Bakara(2),Ayet:255)ve”Sizin dininiz(inandığınız değerler sistemi) size,benim dinim banadır.”(Kafirun(109),Ayet:6)prensiplerini koyarak-belki de-gerçek laikliğin temellerini atmış olur.

İslam dini tektir.”Allah Katı’nda tek (geçerli)din(inanç sistemi)İslam’dır.”Al-i İmran(3),19. ayeti bunu kesin olarak ifade ve teyid etmektedir.Bu dinin peygamberi de Hz.Muhammed(AS)’dir.Ve bir alternatifi de yoktur.

Her önüne gelenin sınırlı aklına ve yeteneklerine göre ortaya koyduğu kurallarla oluşturmaya çalıştığı sistemlerin(dinlerin),peşinden gittiği yalancı(sahte)peygamberlerin Yaratıcı Katı’nda hiçbir değeri,önemi,saygınlığı yoktur.

Evrenleri 10-36 boyutundaki bir “ak nokta”dan(yani hiçten)yaratan (Big Bang teorisi)ve olağanüstü bir kudret ve erişilmez bir bilgelikle milyarlarca yıldır denge(adalet)içinde yöneten külli aklın(egolar egosunun)ortaya koyduğu evrensel,ölümsüz kozmik prensiplere dudak bükenlerin ne kadar akıllı(!) ve inançlı(!) oldukları izahtan varestedir.
Sırf önyargıların ve negatif düşüncenin tutsağı,egolarını ilah edinmiş İslam’ın zarafetinden ,derinliğinden,içtenliğinden,evrenselliğinden habersiz ,yüzeysel,dar ufuklu kafaların,tartışmasız ilahi bir buyruk olan tesettürü-yıllardan beri-başörtüsü mü,
türban mı kısır döngüsüne çekmelerinde,yılan hikayesine döndürmelerinde iyi niyet aramak
safdillik olur.
Onlar şöyle düşünemiyorlar mı?Şehirde yaşayan,üstelik üniversiteye giden-ama inandığı değerleri de hayatına uygulamak isteyen-bir genç kızın,ya da çalışan bir
hanımın,Anadolu’da(kırsal kesimlerde)kullanılan başörtüsünden farklı olarak yaşadığı ortama daha uygun,estetik,zarif-ya da modern- çizgiler taşıyan türbanı yeğlemesinin ne sakıncası olabilir ki?
Tarihte hangi ulus-ya da devlet-hanım yurttaşlarının başlarını örtmesi-ya da örtmemesi,laik olup olmaması yüzünden yıkılmıştır?
Devletlerin yıkılmasında,tarih sahnesinden silinmesinde en büyük
sebepler adaletle yönetilmemesi,rüşvet,uyuşturucu,kumar,moral değerlerin zayıflaması/yiti-
rilmesi,her türlü ahlaki çözülmeler,çürümeler,ekonomik,siyasi,kültürel bağımlılıklar,yenilikle- re açık olmaması(bilime sanata gereken değeri vermemesi)…v.b.dir.

Ülkemizin başında da bu tür sorunların olmadığını söyleyebilir miyiz?

Türkiyemiz’in gündeminde çözüm bekleyen bunca dev meseleler dururken gündemin bir türbanla oluşturulması/doldurulması tam da politik bir atraksiyondan başka bir şey değildir!
Velhasıl,mesele başörtüsü ve türban meselesi değil,anlamsız bir yanlış anlamanın/anlaşılmanın/yorumlamanın,önyargıların sürüklediği bir inatlaşmanın,yönetimin
el değiştirmekte oluşuna tahammülsüzlüğün,yüzeyselliğin,kısa düşüncenin dehşet verici bir bilgisizliğin toplumu germesi, kutuplaşmalara yol açması,bazı siyasilerin de ateşe körükle gitmesi sonunda binlerce genç insanın mağdur edilmesidir.
(Son yapılan uygulamaların da kısa ve uzun vadede soruna çözüm getirmeyeceği daha çetrefilleştireceği inancındayız.İnşaallah yanılırız.)
Bu-büyük gösterilen ancak hiç de öyle olmayan-sorunun en kısa zamanda kesin bir çözüme ulaştırılması dilek ve umuduyla kalın sağlıcakla…

4 Şubat 2008 Pazartesi


MEDİNE ‘DE GÜN DOĞUMU


Gün doğuyor Aydınlık Kent’in ufuklarında…

Gün doğmuş doğacağı kadar zaten burada…
Ebedi bir şafağın ışığıyla balkıyor
Ufuklar boydan boya yanıyor tutuşuyor
Ölümsüz aşıkların alev harmanlarında,
Karanlık bastırdıkça ışık yoğunlaşıyor…

Mevsimsiz hasatların ürünü deriliyor,
Sıradağları yıkan fırtınalar kopuyor
Mustazafların kırgın,mahzun bağırlarında…

Gözyaşı ırmakları kabarıyor,taşıyor
Yankısız kanyonlarda,çobansız platolarda…
Sonsuz şafak söküyor hüzünlü bakışlarda,
Ömürler tükeniyor sonsuzluk yollarında…

Yüreğinin sızısı yüreğime değdikçe,
Gözyaşını içine aktığını gördükçe,
And olsun Sevgili’den ayrılmak istiyorum…
Hem haya ediyorum huzurda bulunmaktan,
Yüreğim kamaşıyor gür kozmik ışıklardan,

Gün doğuyor Aydınlık Kent’in ufuklarında